Köreldim

Altın Kurallar Kitabı – 2

Haemos Haemos - - 11 dk okuma süresi
103

Kitabın Adı : Altın Kurallar Kitabı – 2
Yazarı : Merthan Demir

Sayfa Sayısı : 206
Yayınevi : Yakamoz Kitap
Yayın tarihi : 2017


Altın Kurallar Kitabı serisinin ilk kitabını da büyük bir keyifle okumuştum, serinin “devam” kitabı niteliğinde olan 2. Kitabı da yine aynı şekilde hayatın her alanından çeşitli tavsiyelerde bulunuyor. D&R raflarında kendine uzunca bir süre epey “güzel” fiyatlardan yer bulduktan sonra, fırsat bültenlerine düşmesiyle beraber temin ettiğim lakin bir türlü okuma fırsatı bulamadığım kitaplardan biriydi.


Hem yeni siparişlerimin tedariğinin uzun sürmesi ve çoğunun hala daha kargoya dahi veril(e)memesi kaynaklı olarak okumadan da günlerimi geçirmek istemediğimden bu kitaba başladım ve son derece memnun kaldım.


Kitabın Konusu


Kitap aklınıza gelebilecek hemen her konuda insanlara çeşitli tavsiyelerde bulunuyor ve her bir tavsiye “kural” niteliğinde hayatımıza rahatlıkla sokabileceğimiz maddeler.


Maddeler kısa lakin kısa olmasının yanında da tesiri oldukça fazla diyebilirim. Pek çok maddesini de uygulamaya çaba göstersem de; hiç uygulamanın aklıma gelmediği ya da farklı bir yönden olaylara yaklaşması nedeniyle de ufuk açıcı bir kitap olduğunu söyleyebilirim.

Kitap Hakkında


Altın Kurallar Kitabı yazarı kuralları vermiş ama, uygulayıp uygulamamak yine bizlere kalıyor. Yani nasıl uygularsınız, nasıl edersiniz bilmem ama ben karışmam diyerek kenara çekiliyor.


Yazarın hakkında kitapta pek bir bilgi yok lakin öyle çok adı sanı duyulmuş bir yazar da değil gibi ancak bu, gelecekte adı duyulmayacağı anlamına da gelmiyor tabii ki. Düşünceleri ve de tavsiyeleri son derece güzel ve de “evrensel” yani bir insanın beğenip diğerinin beğenmeyeceği şeyler yok. Bu da son derece hoş bir detay tabii ki.


Kitaptan hoşuma giden maddelerin bazılarını da not etmiştim, gelecekte açıp okurum diye buraya da notlarını düşmek istiyorum

Altın Kurallar


Ölümsüz Ol ! : Kiminin hikayesi kısa bir masaldan ibaret, kimininki uzun bir roman… Fakat hikayenin uzunluğu veya kısalığından çok, insanlara ne kadar dokunabildiği önemli değil midir? Kısacık bir hikaye bütün ömrüne yön verebilirken, dolu dolu yüzlerce sayfadan oluşan bir romanı unutup gidebilirsin… Hikayen her an bitebilir, arkana dön bir bak! Ailen, çevren ve hayatından gelip geçen sayısız anı… Ne kadar dokunabildin bu hayata? Hikayenin ne kadar süreceğini bilemezsin fakat bittiğinde bile yaşamaya devam eden bir hikaye yazmak senin elinde, öyleyse ölümsüz bir hikaye yaz !


İste ! : Çok isteyip asla ulaşamayacağına emin olduğun şeyleri düşün. İmkansız diye tabir ettiğin bu şeylere ulaşmak için ne kadar mı istemelisin? Bir annenin doğum sırasında mucizesine kavuşmak için gösterdiği çaba kadar istemisin, dalgaların azizliğine yenik düşüp boğulmak üzere olan bir insanın nefes almayı istemesi kadar istemelisin… Gözlerini kaybetmiş bir adamın sevdiği kadının gözlerini tekrar görmek istemesi kadar istemelisin. Şimdi söyle bana, gerçekten istiyor musun? İSTEMİYORSUN. O ZAMAN İSTE!


Işık : Karanlıkta kaldığında, hayallerin bir sinema perdesi gibi gözlerinin önünde oynuyorsa; kalbinde hala yanan bir ışık var demektir. O ışığı kimsenin söndürmesine müsaade etme!


Kasma : Tam “bitti” dediğinde, gün doğmadı mı? Sana ölüme yakın duygular hissettiren her günün ardından güneş yeniden doğdu, insanlar senin derdini bilmeden hayatlarına bir şey yokmuş gibi devam ettileri, doğa kendini yenilemeye devam etti.. Kurtlar, kuşlar umursadı mı seni? Tabii ki hayır.. Yani bir şekilde her zaman hayat devam eder! Senin bitti demenle de hiçbir şey bitmez. Kasma kendini, hayat her şeye rağmen devam ediyor.. !!


Kadını anlamak : Hayatınızdaki kadını anlamayı, onu bir kitap gibi yazarak başaracağınızı düşünün. Yapmanız gereken şey, sadece kadınınıza odaklanıp, bu kitabı özenle yazmak olsun.
Birinci bölüm: anlaşılmak. Bir kadını sağlıklı bir şekilde anlamak istiyorsanız iletişim kurun. Bir kadın en ufak bir derdi bile olsa onu dinlemenizi ister. Erkekler için anlam ifade etmeye konularda dahi, sırf kadınınız dert ediniyor diye siz de o konuyu kendi derdiniz gibi özümseyin, empati kurun.
İkinci bölüm: kararlılık. Bir erkek ne kadar kararlıysa kadınına o kadar güven verir. Ayaklarını yere sağlam basan erkek kendine güvenen erkektir; kendine güvenen erkek, kadınını da güvende hissettirir.
Üçüncü bölüm: doğallık. Kimse için değişmeyin, olduğunuz gibi olun; görünümünüz karakteriniz dışında bir şey yansıtmasın. Bu küçük bölüm, kitabın geri kalanını yazarken karşınıza çıkabilecek tüm sorunların çözümü olacaktır.
Dördüncü bölüm: ilgi. Bazen küçük bir detay, basit bir söz, bazense sadece bir dokunuş… Kadınınıza ona ait olduğunuzu hissettirin. Bir kadına, ona ait olduğunuzu hissettirmenizin sayısız güzel dönüşü olacaktır.
Beşinci bölüm: hatırlanmak. Kitabın bu bölümüne özel günlerinizi yazın. Bu günleri yaşanılan diğer günlerden farklı kılarsanız, ait olduğunuz kadını tahmin ettiğinizden daha fazla mutlu edebilirsiniz.
Kitabın içeriğini bitirdikten sonra kapağına kocaman “GÜVEN” yazın. Her ilişki bir parça güvenle başlar. Güven demek kadın için kendini teslim etmek demektir. İlişkinin devamındaki huzur, sevgi, saygı, sadakat ve daha birçok kavramı kazanmak için en önemli başlangıçtır güven. Kitabı bitirdikten sonra yazar yerine kendi adınızı gururla yazabilirsiniz. Artık tamamen size ait bir kitap vardır karşınızda. Bu kitabı tek okuyan ve anlayan siz olacaksınız.
Ve her şeyden önemlisi de kitabı yazdıktan sonra asıl önemli olanın, kadınları anlamak değil de adına kitap yazdığınız kadını tüm detaylarıyla tanımış olmak olduğunu keşfedeceksiniz.


Var mıymış yok muymuş ! : Tek tek yapraklarını koparıp şifayı papatyalarda arayacağına, bir buket papatya alıp doktorun kendisine danış. Hastalığının tedavisi var mıymış yok muymuş? 🙂


Aç bir türkü : Aşıklarımızın sazından, buram buram aşk kokan türkülerimiz var bizim. Sevdayı sevda gibi anlatan, özlemi özlem gibi anlatan, yeri geldiğinde yüreğimizi yakan, yeri geldiğinde içimizin yangınına su serpen… Gidenlerin geri gelmeyeceğini, gelse de eski hissiyatları vermeyeceğini; bize bir dost edasıyla açıklayan güzide eserlerimiz var bizim. Günümüz tekerlemelerinde aşkı arayacağına aç bir türkü; aşkı, aşk yapan yerden dinle!


Doğru insan ol : Günümüzdeki hastalıkta, sağlık diye başlayan evlikler; sğalıksız bırakıp en büyük hastalıklara sebebiyet veriyor. Sırf toplumun belirlediği bir evlilik yaşı kriteri var diye acele kararlarlar yapılan evliliklerin sonu çok büyük olasılıkla hüsranla geliyor; devamında da orta yaş krizleri… Doğru insanı orada burada arama, biraz klişe olacak ama bir gün gelip seni bulacaktır.. Tabii bunun da bir koşulu var, her zaman her insanın kendi gibi birini bulmasını temenni etmişimdir. Bunun da çevremde birçok örneği olduğu için koşulu şöyle belirteceğim; doğru insanı ararken, doğru insan olmayı unutma!


Bak yoluna : Bu hayatta zor zamanlar geçireceksin, kimse yanında olmayacak. Üzülme! Üzüleceğine değecek insanlar olsalardı, şu an yanı başında oturuyor olurlardı. Zorlukları aşmak için kimseye ihtiyacın yok. Al kahveni, tak kulaklığını, mırıldan en sevdiğin şarkının nakaratını.. Bak yoluna!


İlkokul : Bir gün öyle birini tanırsın ki onu tanıdıktan sonra ilkoukul öğretmenine pek çok konuda yalan söyledğini fark edersin. Mesela “En sevdiğin harf nedir?” sorusunu kim bilir o zamanlar ne diye cevapladın ama artık o kişinin baş harfidir. En sevdiğin şehir artık onun nefes aldığı şehirdir. İleride olmak istediğin meslekse artık seni onunla beraber yaşatabilecek her meslektir. Onu bulduğunda ilkokul öğretmeninden af dilemeyi unutma.

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir