Köreldim

Kur’an-ı Kerim Türkçe Meali

Haemos Haemos - - 10 dk okuma süresi
113

Aslında ne kadar bu kategoride değerlendirilebilir konusunda biraz düşüncelerim olsa da, şimdiye kadar okuduğum ve de en çok etkilendiğim kitap olduğunu söyleyebilirim. İnsanın gerek bilincini gerekse yaşantısını kesinlikle düzene koyuyor, dengeliyor diyebilirim ( en azından benim bu süreçte kendimde gözlemlediğim bariz farklılıklar oldu )

Ramazan ayında salgın nedeniyle nöbetleşe gitmeye başladığımızda başladığım ve de henüz bugün bitirmek nasip olan Kur’an-ı Kerim’i uzun zamandır Türkçe olarak anlayarak okumak istiyordum. Bu hedefimi sonunda başarabildiğim için çok mutluyum.

Öncelikle şunu belirtmeliyim ki internette sürekli olarak “ben Kur’an-ı defalarca okudum, o iş öyle değil” diyerek ateistliğini savunmaya çalışan arkadaşların, pek çok ayette yanlış yorumlar yaptığını artık çok daha net olarak biliyorum. Bir bakıma yaklaşık 45 günde bitirdiğim Kur’an-ı Kerim’i bu kadar geç bitirmemin en temel sebeplerin biri de; ayetlerin açıklamalarına uzunca bakmak ve de o dönemde yaşanmış atıflarda bulunan tarihi olayları da bir o kadar incelemekti.

Doğru Kaynak – Kutsal Kitap

İlk başladığımdan itibaren sanki bir tarih kitabı okuyormuşum hissi ve ardından tarifi mümkün olmayan bir huzur. Her fırsatta açıp okumaya çalıştığım başka böyle bir kitap hatırlamıyorum. Tabii ki dini bir rehber olması nedeniyle okurlarımdan bazıları düşüncelerime katılmıyor olabilirler onların düşüncelerine de saygım sonsuz.

Lakin doğru kaynaktan ve doğru şekilde açıklanmış haliyle okunması halinde aslında günümüz İslam dininin ne denli büyük değişime uğratılmaya çalışıldığının, şu anda Ramazan aylarında “yüzerken kıçıma su kaçarsa orucum bozulur mu, kayınpederimle evlenmem caiz mi, kuma getirecem helal midir” gibi saçma sapan tamamen uçkur odaklı bir inanış olmadığının farkına varacaklardır.

Kur’an-ı Kerim Türkçe Meali konusunda ben 2015 yılında Ankara’da basılmış Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları’nın yayımladığı ve Prof. Dr. Mehmet Emin Özafşar ‘ ın genel koordinatörlüğünü yaptığı kitabı okudum. İsteyen arkadaşımız olursa ücretsiz olarak göndermekten büyük mutluluk duyarım. Tek ricam Kur’an-ı Kerim’i hakkını vererek okuması olacaktır ( taşımada özen, okumada edep ve adap, giyim kuşama dikkat, ortamın temizliği, abdest alınmaksızın okunmaması gibi )

Konusu

Konusu çok evrensel ve bir o kadar da “başucu” kitabı olabilecek bir kitap. Peygamberlerin hayatlarından, insanın yaratılışından, güzel ahlaktan, şirk koşmamaktan, münafıkların özelliklerinden, müslümanların uyması gereken kurallar ve dikkat etmesi gereken davranışlardan, cennet-cehennem ve evrenin yaratılışından bilgiler barındırıyor.

Aynı zamanda geçmişte yaşamış ve helak olmuş pek çok kavim hakkında da aynı şekilde bilgilerimi hem tazeledim hem yeni şeyler öğrendim. Her peygambere bir mucize indirildiği ve bu mucizelerden de bahsediliyor.

Etkilendiğim Olaylar

604 sayfanın her sayfası beni ayrı düşüncelere, ayrı farkındalıklara ve ayrı farkındalıklara neden oldu ancak bazıları var ki üzerine uzun uzun araştırma yapmayı kendime borç bildim.

Bunlardan ilki cumartesi yasaklarıydı. İsrailoğullarına Cumartesi günleri yemek, içmek, çalışmak gibi temel pek çok yasaklanmıştı. Ancak onları gerçekten sınamak isteyen Allah, cumartesi günü hafta boyu gelmediği kadar çok balığı kıyılarına yanaştırıyor bunu gören bazıları ise yasakları çiğneyerek balık tutuyorlardı. Bu olayla ilgili olarak çok değişik ve ibret dolu hikayeler de okudum ancak sadece onu yazmak dahi bir yazı sebebi 😁 Sizler de bu konuyu merak ediyorsanız araştırabilirsiniz.

Zakkum ağacı ise ikincisi oldu. Bilenleriniz vardır; en sevdiğim müzik grubu Zakkum. Ancak Zakkum’un cehennemde yetişen bir ağaç olduğu ve cehennem ateşinde yanacak olanların bu ağaçtaki yiyecekten yiyeceği ancak bunun hiç bir zaman karınlarını doyurmayacağı, susayanların ise bağırsaklarını eritircesine sıcak bir suyu içeceği söyleniyor. Böyle olunca acaba grup ismini neyi düşünerek böyle koydu diye de bir düşünmedim değil 😅

Bir diğeri ise şairler oldu. Pek çok inanmayan insan o dönemde Hz. Muhammed ( s.a.v. ) ‘ e şair demiş. Şair ise o dönemde cinlerin bazen yerine geçerek, insanların söylemeyi akıl edemeyeceği kadar güzel sözler söyleyerek insanları mest ettiği kişilere denirmiş.

Bunun haricinde sürekli kandillerde ve cuma geceleri okumaya özen gösterdiğim ancak nedenini pek de bilmediğim Yasin Suresi’nin nedeninin “Kur’an-ı Kerim’in kalbi” denmesi olduğunu öğrendim. Bir diğeri ise Feth suresiydi. Hz. Muhammed ( s.a.v. ) bu sure için “Bu gece bana, üzerine güneşin doğduğu her şeyden daha değerli ve güzel bir sure gönderildi” demiş ve Feth suresini okumuştur.

Sure Adlandırmaları

Örneğin bazı kaynaklarda Kur’an-ı Kerim Türkçe Meali ile bazı referanslar veriliyor. Örneğin;

Şüphesiz Allah adaleti, ihsanı ve yakınlara vermeyi emreder, hayasızlıktan, kötülükten ve zorbalıktan da nehyeder. Olur ki öğüt alırsınız diye size öğüt veriyor. 16/Nahl, 90

Mesela burada, bu ayetin Nahl suresinde geçtiğini, Nahl Suresi’nin 16. Sure olduğunu ve ayetin Nahl Suresi’nin 90. ayetinde geçtiğini anlayabiliyoruz. Yani bir nevi hangi sayfada aramamız gerektiğini direk olarak bu rakamlar bizlere söylüyormuş aslında. Ben yeni yeni çözdüğüm için çok mutlu olmuştum 🤓

Alıntılar

Başlangıçta her hoşuma giden ayeti not etmeye çalıştım ancak bir yerden sonra o kadar fazla not alıyordum ki yazmak günler alabilecek gibi. Bu yüzden neredeyse hiç bir ayeti işaretlemeden geçemediğimi söylesem sanırım durumu kısaca özetlemiş olurum.

Tilavet Secdesi

Bir de Kur’an-ı Kerim Türkçe Meali okurken eğer baştan sona okursanız siz de hatmetmiş sayılıyormuşsunuz. Bu yüzden de normalde olduğu gibi Tilavet secdesi yapmanız gerekiyor. Bunun bir süresi yok ancak ölümlü dünyada genelde çok geciktirmeden yapılmasını uygun buluyor alimler. Ben de hatmeder etmez hemen kıldım. Toplamda Kur’an’ın 14 yerinde geçiyormuş secde bu yüzden de ben de 14 kez niyet edip kıldım.

Son olarak…

İnsanoğluna bir imtihan olarak yaratılmış olan bu evrende geçmişte de şu anda da bazı şeylere inanmak için insanlar mucizeler beklemişler. Öyle ki; mucizeler gelse şüphesiz ki herkes inanacak ve böylece iman eden ile etmeyen arasındaki o ayrımın tespit edilebilmesi çok daha zor olacağından her daim bu mucizeler gösterilmemişler.

Şu anda da öyle değil miyiz aslında? Bu sadece dini görüş için değil; hayatımızda pek çok şeye inanabilmek adına ya da inancımızı sarsılmaz kılmak adına sürekli olarak bazı mucizeler bekliyoruz. Bunlar yerine biraz olsun kendi mucizelerimizin peşinde gitsek, o ışığın peşinden koşsak ve kendi düşüncelerimizi bilgi, deneyim ile güçlendirilmiş köklerle sıkı sıkıya sağlamlasak?

İsyan eden arkadaşlar, isyan etmeyin; ben de yakın bir zamana kadar çokça isyana düşmüşüm. Henüz yeni yeni fark ediyorum. Bazen çekeceğimiz zorluklar, yaşayacağımız güzel günlerin habercisi. Döktüğümüz gözyaşları, tertemiz bir sayfa açabilmemiz için yazılmış olanın akıp gitmesi için.

Sevgiyle kalın…

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir